ACI HABERLER VE TEPKİLERİMİZ
Tarih: 21.01.2025
Gündem: Kartalkaya/Bolu’da çıkan yangın haberleri üzerine yazılmıştır.
Bu sabah Türkiye bir tatil belgesindeki yangın haberinin dehşetiyle uyandı. Saatler ilerledikçe boyutunun ve etkilenen kişi sayısının büyüklüğü içimizdeki dehşet duygusunu daha da arttırdı. Henüz çok taze ve felaket sönümlenmiş değil. Olayın nasıl olduğu, nasıl önlenemediği, kaç kişinin öldüğü gibi birçok konuda farklı farklı görüşler ortaya atılıyor. Herkes, edindiği küçük bilgi kırıntısından olayı anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyor.
Bu durum, travmatik olaylar karşısında verdiğimiz normal bir tepki. Travmatik olay, beden bütünlüğümüzü ve yaşamın güvenirliğine olan inancımızı tehdit eden sarsıcı durumlar olarak tanımlanabilir. Böyle durumlarda zihnimiz, kendini sağlama almak için aklına yatkın bir açıklama, durumu kavrayabildiğine ve bu şekilde kontrol edebildiğine dair bir dayanak ihtiyacında olur. Böyle durumlarda zihin karışabilir, edinilen bilgiler farklı formlara dönüşebilir, konuyla ilgili bazı söylentiler ortaya çıkabilir.
Zihnimiz olayın büyüklüğünü sindirmeye çalışırken bedenimiz farklı tepkiler verebilir. Konsantre olamama, tedirginlik, kaygıda artış ya da bedenimizin gergin olması, zihnimizin bulanık olması, etrafımızda olan bitene uzaklık/anlamama gibi durumlar görülebilir. Durumu daha çok anlamayla birlikte yoğun öfke hakimiyeti ele geçirebilir.
Tüm bunlar, travmatik olay sonrasında normal belirtilerdir, zamanla sönmesini bekleriz. Bu duygu, düşünce ve bedensel belirtilerin süregelmesi, tekrar tekrar yaşanması ve şiddetinin hafiflememesi durumlarında destek almak önemlidir.
Tüm bunları yetişkin bireyler için yazdım. Peki ya çocuklar?
Çocuklar - aileleri onları dış dünyanın sıkıntılarından ne kadar izole etmeye çalışsalar da- çevrelerinde olup bitenden bağımsız değillerdir. Yaşı ne olursa olsun, evet 4 yaşındaki bir çocuk da, etrafta yetişkinler bir konu ile ilgili kaygılı şekilde konuşuyor/dolanıyorlarsa durumu fark eder. Burada çocuğun konuyu anlaması “Batı Karadeniz’deki bir ilde insanlar tatildeyken bir yangın çıkmış, ölenler olmuş” şeklinde değildir tabii ki. Çocuk zihninde “olağandışı bir şeyler oluyor” , “etrafımdakiler çok farklı davranıyor, kötü bir şey mi oldu”, “annem çok kızgın görünüyor, ben oyuncağımı toplamadım diye sanırım”, “ babam iyi görünmüyor, bana kim bakacak”, “ tehlikeli bir şeyler oluyor, ben güvende miyim?” gibi düşünceler şeklindedir.
Çocuklar da, tıpkı yetişkinler gibi, oradan buradan duydukları ufak tefek bilgileri zihinlerinde birleştirip senaryolar üretirler. Yetişkinlerden farkları, fantezi dünyalarının katkısıyla bu senaryolarda çok yaratıcı olmalarıdır. Ve, gelişimsel ihtiyaçları gereği “kendilerine odaklı/bencil” olduklarından tüm senaryoları kendilerine bağlama kabiliyetine sahiptirler.
Yetişkinler, etraflarında olup biten “kötü” olaylardan çocukları haberdar etmek istemezler. Bu şekilde çocuklarını korumak isterler. Ama o ya da bu şekilde olayları duyan, ya da ebeveynlerinin tedirgin yüz ifadelerine, sözel olmayan tepkilerine maruz kalan çocuklar, hatta bebekler bile bir şeylerin yanlış gittiğini çok çabuk hissettiklerinden bu durumdan etkilenir ve kaygılanırlar. Bu nedenle “bir şey anlatmayarak” çocukları korumuş değil, kaygılarıyla, hatta çoğu zaman kendi kafalarında büyüttükleri olandan çok daha büyük senaryolardan kaynaklı korkularıyla baş başa bırakmış oluruz.
Peki ne yapalım?
- Eğer bir çocuğun yakınları travmatik olaydan etkilendiyse basit ve yaşına uygun bir dille ne olduğunu anlatalım. Böylelikle ortamdaki rahatsızlığın kendisi kaynaklı olmadığı, ebeveynlerin durumun farkında ve kontrolünde olduğu duygusunu pekiştirelim.
- Olayla ve olaydan etkilenenlerle hiçbir bağı olmayan çocuklara durup dururken bir açıklama yapmaya gerek yok. Çocuklar bir şekilde bir yerden duyarsa konuyu yine yaşa uygun bir dille, basit ve doğru bir şekilde anlatalım.
- Çocuğu korumak adına ona yanlış/çarpıtılmış bilgi vermek, çocuğun doğru bilgiyi farklı bir yerden öğrenmesi durumunda en çok güvendiği kişiye inancını sarsacaktır. Bu, kötü bir olay oldu bilgisinden daha negatif bir etkiye sahiptir.
- Çocuklara konuyu anlatırken tüm detayları ayrıntılı şekilde vermek gerekmez. Basit, sade ve konunun ne olduğunu anlatan bilgi yeterlidir. Çocuğun sorduğu kadar kısmına cevap vermek önemlidir. Sorular farklı zamanlarda devam ederse dürüstçe ve basit şekilde cevap vermekten çekinmeyin.
- Konuyu anlatırken, hayatta kazalar olabildiğini, yetkililerin ellerinden geldiğince gerekenleri yaptığını anlatın.
- Bizim başımıza gelir mi gibi soruları “ben seni korumak için elimden gelen tüm önlemleri alacağım, yanında olacağım” gibi güven verici bir şekilde yanıtlayın.
- Çocukların soru sormasına alan açın.
- Çocuğunuz doğrudan soru sormuyor ama hep konunun etrafında dolanıyorsa siz konuşmayı başlatın.
- Tüm sorulara cevap veremeyebilirsiniz. Bilmiyorum demekten çekinmeyin. Bildiğiniz bir soru ise ve o anda ne diyeceğinizi şaşırdıysanız “Bu sorunun cevabını sana nasıl anlatabileceğimi bilemedim, bana biraz zaman verir misin?” diyerek zaman kazanın. Ama ne de olsa unutmuştur diye cevaplamadan bırakmayın. Olabilecek en yakın zamanda hazırlandığınız şekilde anlatın. Çocuğunuz o anda bu konu ile ilgilenmiyor olabilir ya da ilgilenmiyormuş gibi görünebilir. Önemli olan, onun ilettiği soruyu önemsemeniz ve cevaplamaya çalışmanızdır.
- Özellikle küçük çocuklar sindirmesi zor konuları oyunlarında işleyerek hazmedebilir hale gelirler. Oyun oynayın, oyunlarına eşlik edin. Mesela bu aralar itfaiyeler, ambulanslarla oynamasından çekinmeyin.
Konuyla ilgili bizlere gelen sorulardan yola çıkarak bilgilendirici paylaşımlar yapmaya devam edeceğiz.
Olayla ilgili derin acı ve üzüntüyü paylaşıyoruz.
Yaralılara acil şifalar, vefat edenlerin yakınlarına sabırlar dileriz.
Dr. Ceyda Dedeoğlu
Klinik Psikolog
Eflatun Aile Danışma Merkezi